Belle Esmeralda Dünyası

DAĞLAR VE İNSANLAR

11/4/2008 · Kategori: Siirlerim

  DAĞLAR VE İNSANLAR

Yüzüne baktığımda hüznü gördüm,
Yarı aydınlıkta sokak lambaları gibi,
Asılıydı gözbebeklerinde hüzün,
Gözaltlarında biriken kalabalık kırışıklar,
Kırık dökük yaşanmış yıllarının
En son hikayesi,
Her satırlarında bu hikayenin,
Ürkek nefesin,terkedilmişliğin vardı,
Kaç yıl yaşadın kimbilir bu hasretle,
Solgun yanağında kaç çiçeği kuruttun,
Kaç çeşit acı yaşadın,
Yüreğinin her bir parçasını nerelere savurdun.
Kullanılmışlığın acı ve sitemkar tebessümü dudaklarında,
Bedeninde gel-gitlerden sonra oluşan ,
İrili ufaklı binlerce girintiler,çıkıntılar,
Geçmişinden artık düzelmesi imkansız,yığınlarca tortular,
Kaç kez kimliğini değiştirdin,
Belkide aykırı bir hayalin,yozlaşmış düşlerini teslim ettin,
En kuytu,en mahrem yerlerini,
Kökünü temsil eden ağaç söküldü,
Geçmişin geleceğine ihale edildi,
Yitirdin geleceğini,
Gencecik yaşında ihtiyarladın,
Haketmediğin yükler kamburlaştırdı yüreğini
Taşıyorsun hala neden ?
Takdir edilme ,karşılıksız kalan sevgilerin gibi unutuldu,
Herşeye yeniden başlama isteğin,
Yıllardır dinlenen boş bir masal
Cesur değilsin,o asil tebessümün kızartıyor yanaklarını,
Yağmur senden yana değil artık,tükürüyor yüzüne,
Hesapsız sözcüklerle koynuna uzandığın bu kentte,
Bir Haziran sabahı,en son mektubunu yazıyorsun,
'' Kader diyelim üzülmeyelim''
Ne kolay teslim oluyorsun,
Sözcüklerin dağılıyor,tanıdık bir acı düğümleniyor boğazında,
Yarım yaşanmış çocukluğundan kırık bir oyuncak gibi kırılıyorsun,
İğde kokulu sokak mateme bürünüyor,
Saçlarına binlerce kelebek takılı kalıyor,
Papatyalar yalancı,sonu hep seviyor çıksada seni aldatıyor,
Ankara Garında tren dumanları gözlerini yaşartıyor,
Gözlerindeki hüzün bundan dolayı mı?
Anlıyorum halinden,ne kadar sevsede insan,
Bazen yenilgiyi kabullenmek,
Büyük bir erdem oluyor sevgili karşısında,
Can çekiştiğini görmüyor,karşılaşınca başını çeviriyor,
Unutuyor,en hummalı,en sıkıntılı gecelerde,
Sıtma tutmuş yüreğini,avuçlarında ısıttığını,
Bir zambağın yaprağında gördüğün hayal
Yağmur sonrası oluşan gökkuşağını boyuyor,
Hiç uyumadan sabahladığın geceler,
Seni gün boyu ilkel bir teste tabi tutuyor,
Unutmak yada unutulmak,
Utanma unutulmak her büyük aşkın kaderi
Atilla İlhan haklı olabilirdi,
''Ayrılıklar sevdaya dahil,''
''Ayrılanlar hala sevgili''
Beceremedin işte ,yapamadın
Zamanın kısıtlı,yüreğinin alanları daralıyor,
İki mevsim sonrası yoksun işte bu öyküde,
Nokta koyacaksın,kırık dökük yaşanmış yıllarının
En son hikayesine,
Kadersel mucizeler beklemen anlam ifade etmeyecek,
Her geçen gün sen biraz daha geriye,o ise hep ileriye gidecek,
Kök salacak ,ahın üstüne kurulmuş,geçici saadetine,
Çalıntı baharlar yaşayacaksın,yapma çiçeklerle süsleyeceksin odanı,
Kokusu yok,rengi soluk,yapma dikenler batacak ellerine,kanayacaksın,
Tükendin sen kabul et,şiirlerinde tükendi,
Aynı noktada saplanıp kalıyor sözcüklerin
Bir Haziran sabahı,iğde kokulu sokak ve kahrolası bir kent Ankara!!!
Sırlarını afişe ediyor şiirlerin,alay ediyor kimileri
Kimileri ise acıyor haline,gururunda tükendi,
Merhamet bekliyorsun namertten,
Kaybetmekten korktuğun neyin kaldı elinde,Daha ne bekliyorsun,çık artık duygularının tünelinden,

Hayat ya hep,ya hiç değilmi,
Hala anlamıyormusun en büyük mükafat senin
Sen hiçliği kazandın,
Yüreğinin son kırıntılarıda yem olmadan kabuslarına,
Sıyrıl artık bu girdaptan,
Kullanılmışlığın acı ve sitemkar tebessümünü at artık dudaklarından,
Cömertce savuduğun yüreğinin her bir parçasını yeniden topla,
Sen insansın,yarım bir yürekle yaşayamazsın,
Azad et artık,şu belalı sevda kuşunu yüreğinden,
Aykırı bir hayalde düşsel rastlantılarla bulduğun cennete veda et,
Ve inan ilk sen değilsin bu vurgunu yiyen,
Vazgeçmenin deminde,bu ızdırabı çeken,
Kaç yıl yaşadın kim bilir bu hasretle,
Solgun yanaklarında kaç çiçeği kuruttun,
Kaç çeşit acı yaşadın,
Yüreğinin her bir parçasını nerelere savurdun,
Unutma!
Sen insansın!
Dağlar dayanamaz ama sen dayanırsın!!!

 

Belle ESMERALDA

Kalıcı Bağlantı - Yorum (1) - Yorum yaz! | Etiketler : dağlar, insanlar, edebiyat, şiir

Endülüs Tarihi Mekanlar

4/4/2008 · Kategori: Devr-i Alem

Guadalquivir Nehri ve Puente de Alamillo

Puente de Barqueta

Katedralin Kulesinden

 

 

 
 

Her bahçesine her köşesine çökmüş flamenkonun hüznüne rağmen sevilla, Cervantes gibi maceralarla dolu bir şehirdir. Küçük bahçelerde, yarım açık kapılar arkasında flemenkonun büyüsüne kapılırsınız. İspanya’nın 17 özerk bölgesinden biri olan Andalucia’nın (Endülüs bölgesi) başkenti sevilla ilginç mimarisi ile tarihi dokusu korunmuş dünya’nın sayılı şehirlerinden biridir. Surların içindeki eski sevilla’nın dar sokaklarında kaybolmadan dolaşmanıza imkân yoktur.  Araçla gezecekler için dar sokakların girişinde sokak genişliği yazar. Surların dışında ise geniş caddeler ve modern binalar vardır. Surların çoğunun yıkılmış olmasına rağmen, tarihi yapılar arasındaki büyük farktan, surların eskiden nereden geçtiğini kestirebilirsiniz.

           

 

Daracık sokaklardan yürürken, karşınıza şehrin giriş kapılarından birisi olan Macarena Kapısı çıkar. Kapıdan çıktığınız anda sizi altı şeritli bir yol karşılar. Yüzyıllar boyu küçücük bir alanda yaşamanın verdiği sıkıntı, yeni sevilla’ da geniş caddeler ve büyük evler olarak kendini göstermiştir. 

 

Şehrin yakınından geçen 856 kilometrelik Guadalquivir Nehri’nden ek alınarak şehre teğet, dekoratif bir nehir oluşturulmuştur. Nehir ve nehrin üzerine kurulmuş birbirinden ilginç dokuz köprü şehre canlılık verir. Bu köprülerden en güzeli 1845 yılında yapımına başlanan Triana Köprüsü’dür. Köprünün kıyısında turistik kafe ve barları ile ünlü Betis Caddesi bulunur. sevilla’ya gidip de Betis’te Paella yenmeden gelinmez.


Guadalquivir Nehri ve Puente de Alamillo


 Puente de Barqueta

 

 

 

 

La Catedral Giralda (Giralda Katedrali)

 

Şehrin en görkemli yapısı Giralda Katedrali’dir. Katedral, 1499’ da sevilla’dan  çekilen Endülüs Emevileri’nden kalan bir caminin kubbesi yıkılarak üzerine inşa edilmiştir. Duvarlarında beyaz sütunlu, derin işlemeli mermerler kullanılmıştır. Arap tarzı işlemelere sonradan ilave edilen gotik işlemelerle iç duvarları yeniden şekillendirilmiştir. Dış duvarlarına ise, Hıristiyanlık tarihindeki ünlü kişilerin özenle yapılmış heykelleri bulunur. Onlarca küçük heykel katedralin giriş kapılarını bekliyor gibi durur.


Giralda Katedrali

Christoph Colomb Amerika’yı keşfe sevilla’dan yola çıktığı için mezarı sevilla’da Giralda Katedrali’nin içindedir. (Gerçek mezarı mıdır bilinmez. Colomb’un bir mezarı da Dominik Cumhuriyeti’ndedir) Christoph Colomb’un tabutu dört dev heykelin omuzlarında ziyaretçilerini karşılar.Bir rivayete göre Colomb kendisini keşfe gönderen kraliçe Isabella ile anlaşmazlığa düşünce İspanyol topraklarına gömülmek istemediğini belirmiş, bu yüzden tabut toprağa değmeyecek şekilde heykellerin omuzlarına yerleştirilmiştir. 

Katedralin Kulesinden


 Kuleden Plaza de Toros Real Maestranza (Boğa Güreşi Alanı) ve Triana Köprüsü


Christoph Colomb'un Mezarı


Katedralden Bir Kesit


Giralda Girişindeki Heykellerden

Dünya’nın büyüklük sıralamasında üçüncü olan katedralin otuz yedi katlı kulesine çıktığınızda tüm sevilla ayaklarınızın altında kalır. Beyaz sevilla evlerinin kat kat, üst üste binen manzarası görülmeye değerdir. 

     

Alcazar  Sarayı ve Alcazar Bahçeleri (Jardines De Alcazar)

 

 

 


Alcazar
Alcazar'dan Bir Havuz : Asklepios. 

 

kaynak:fotoğraf ve öyküleri için Cihan İncebel'e teşekkürler

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : endülüs, yaşam, hobi, resim, fotoğraf, heykel, antik, sanat tarihi

Endülüs Yine Endülüs

4/4/2008 · Kategori: Devr-i Alem

Plaza De Toros

Boğa Güreşi Arenası

SEVILLA

 

 

 

ALKAZAR SARAYI

 

 

PUENTE ROMANE KÖPRÜSÜ

CORDOBA

 

 

 

         

 

 

 

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : ispanya, endülüs, andy lucıa, sevılla, gırnata, granada, elhamra, mağrip, maşrip, madrid, marakeş, gitane, esmeralda, da

« Önceki :: Sonraki »