Belle Esmeralda Dünyası

Babaennem beni Suna'm diye severdi;

22/8/2007 · Kategori: Denemeler

  

 

    Bazı isimler vardır,belleğinizin en görkemli yerine yerleşir,yapmamız gereken işleri unutur ve hatta çoğu zaman yemek yemeyi bile unuturuzda o ismi unutmayız unutamayız...

 

     Babaannem bana hep Suna'm derdi;

çocuktum,her defasında ''ama benim adım Suna değil ki''diye babaannemle tatlı bir çekişmeye girerdim.

 

    Suna ismi benim için kendi ismim gibi normal bir özel isim gibi gelirdi,için için Suna'yı kıskanırdım da...

 

     Zaman içerisinde dünya denilen kalın  ama hafif neşriyatlı kitabı okudukca Suna'nın aslında öyle zannettiğim gibi sadece  özel bir isim olmadığını,içinde sevdaya,hasrete,güzele ve bir kültüre ait o denli önemi büyük bir tılsım taşıdığını anladım...

 

    Suna'nın aslında Anadolu'da yeşil başlı erkek ördeklere verilen bir isim olduğunu,bu ördeklerin soyca asil ve fiziken diğer ördeklere nazaran çok güzel olduklarını,zaman içerisinde güzelliği kadınlara mal ettikleri için bir kadın ismi olduğunu öğrendim;

 

   Suna'nın Bektaşi kültüründe önemli bir isim olduğunu tıpkı tasavvufda ''Canan''isminin önemli olduğu gibi,

 

    Suna isminde bir çok ezginin olduğunu ve bu ezgilerin ne hikmetse sanki benim alın yazımın şifreleri gibi bir bir karşıma çıktığına şahit oldum...

 

    Babaannem beni hep Suna'm diye severdi;ah be babaanne erken ayrıldın hemde çok erken,yeni yeni sırdaşım olmaya başlamışken,gayet rahat hiç bitip tükenmeyen aşk sorunsalımı paylaşırken,tam bir arkadaş olmuşken,yalnız bıraktın beni..

    

     Her vedalaşmamızda sana sanki annenmişim gibi ''aklına mukayyet ol,anneni babanı üzme''demelerim geldi aklıma,nasılda keyifle gülerdin,diyene bak dermişcesine...

   

    Aklıma mukayyet oldum için rahat olsun,üzmedim onları,ama ama çok üzdüler beni,bir bakıma iyi ki erken ayrıldın gözümden,ve görmedin hüzün tablomu...

 

    Suna'n büyüdü,sadece ikimizin bildiği ve bugün bile hala sırrımızı sakladığım ''Suna''isminin gerçek anlamıyla birebir aynısı ile yaşayan bir ölü gibi büyüdü...

    

     Ölümünün 9.yıldönümünde sevgiyle anıyorum,

 

    Babaannem beni hep Suna'm diye severdi,bazen ''kekliğim ''i de ilave ederdi,

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler : babaanem, sunam

Yaşanmamış Hayat,En Büyük Günahdır

13/5/2007 · Kategori: Denemeler

 

   Eğer günah varsa diyordu,Albert Camus''en korkunç günah hayatı yaşamamaktır''

 

   Hep yarını bekleyerek,henüz doğmamış günden bir şeyler umarak anı sürekli erteleyen insan mutsuzluğun,

kapısından çoktan girmiştir,anahtarını ise beyninin girintili çıkıntılı yerlerine öyle alelade fırlatmıştır...

 

  Yanlış Cennetler peşinde koşuyoruz,gerçekleşemeyecek ülküler,manasız hırslar yüzünden doğanın bizlere sunduğu hayatı feda ediyoruz...

 

   Nadir Nadi'nin bir sözü geliyor aklıma''Yarından endişe eden,bugünü eksik yaşar''

 

   İşte günümüzün toplumsal düzenlerinde,insanları yığına sürüye dönüştüren,kendilerine hazır sunulan yaşam biçimleriyle

kendi doğalarına  yabancılaşan ve yine kendi yarattığımız ruhsal sömürüler...

İnsan bu sömürünün farkında değilse hiç bir zaman kendine ait dünyanında farkında olmadan bu sömürüye malzeme olmaktan öteye geçemeyecektir.bir ateş yakmadan ir iz bırakmadan ,yarından hep endişeli olduğundan bugünden hep kayıp gidecektir.oysa yarının temelleri bugündedir...

 

   Yaşamak elbet basit bir olay değildir,bir şey karşılığı satılamaz,ödünç verilemez ha deyince terk edilemez.

   Yaşam kalabalık başlar ama yalnız son bulur,her insan tek başına ölür,

 

   Ama yaşarken bu yalnızlık niye?

 

   Kurbanlık koyun gibi sürüde otlamak yerine,insanca yaşam uğruna tüm hayatı ortaya koyabilmek...

   Savaşarak...Sevişerek...

 

   Belle ESMERALDA

 

 

 

Kalıcı Bağlantı - Yorum (1) - Yorum yaz! | Etiketler :